Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Loquela

Kurmacaya dahil olmak Son yıllarda Latin Amerika edebiyatının hızlı yükselişi sık sık ele alınan bir konu. Türkçeye çevrilen eserlerde bile büyük bir artış var. Özellikle yeniyi takip eden ve edebi hazzı maddiyattan önde tutan küçük yayınevleri sağ olsun, İspanyolca edebiyatı bize tanıtıyorlar, yazarların bir romanını yayımlayıp bırakmıyorlar, yeni tanıdığımız, sevdiğimiz, ne yazsa okumak isteyeceğimiz yazarları takip etmememize olanak sağlıyorlar. Daha önceleri bizi Alejandro Zambra, Mario Bellatin gibi yazarlarla tanıştıran Notos Kitap son olarak Şili’nin genç ve yaratıcı yazarlarından Carlos Labbé’nin Loquela-Sayıklama adlı romanını yayımladı. Latin Amerika edebiyatı hızla yükseliyor ve bunu diğer ülkelerin edebiyatlarından keskin bir biçimde ayrılarak yapıyor. Klasik, geleneksel anlatıyı geride bırakıp okuru içine alan, okuru metne katmayı amaçlayan, oyunbaz bir edebiyat yükseliyor. Yukarıda adını saydığım Zambra, Bellatin, bunlara ek olarak Kalabalıkta Yüzler’in yazarı Valeria Luis…
En son yayınlar

Roald Dahl'dan Büyüklere Öyküler...

Bilmediğimiz Roald Dahl
Roman Kahramanları dergisinin Roald Dahl özel sayısı için bir yazı yazma konusu gündeme gelince önce oğlum küçükken okuduğumuz kitapları geldi aklıma, eğer yazacaksam hepsini tekrar okumalıydım. Sonra laf arasında büyükler için yazdığı kitaplardan bahsettik. İtiraf etmem gerekir ki bu kitaplarla hiç ilgilenmemiştim, hep çocuk kitapları yazarı olarak düşünüyordum Dahl’ı, ötesini bilmiyordum. Bu kitaplarla ilgili bir yazı yazma fikrini daha çok benimsedim. Sonra tabii ki ilk iş kitapları satın almak için bir kitap satış sitesine girdim ve şok! Hiçbir kitabının baskısı yoktu. Hiçbir kitabı derken Türkiye'de basılmış bulunan toplam bir roman ve altı öykü kitabından bahsediyorum. Çocuk kitaplarının baskısı konusunda hiçbir sıkıntı yoktu. Türkiye yayıncılığının en kötü taraflarından biri olarak düşündüğüm şeye kurban mı gitmişti bu güzelim kitaplar, bilmiyorum. Yıllardır Türkiye'nin baskısı bulunmayan kitaplar cenneti olduğunu düşünürüm, bence bir yayınevi bir …

Bullet Park-Bağımsızlık Yolu

McCarthy'nin Dünyası Yazın tamamen şans eseri aynı dönemi, aynı yerleri ve aynı insanları anlatan iki farklı roman okudum. Biri bundan bir yıl kadar önce yayımlanan, daha çok öyküleriyle tanıdığımız John Cheever’ın Bullet Park adlı romanı, diğeri ise Richard Yates’in geçtiğimiz yıllarda sinemaya da uyarlanan Bağımsızlık Yolu adlı romanı. Her ikisi de 1950’lerde, McCarthy döneminin olanca baskısında, mutsuz insanlarla dolu banliyölerde geçiyor. Zaten her iki romanın adı da mahalle ya da site adlarından geliyor. Roman kahramanları New York’ta çalışıp eve yarım saat, bir saat ötede bir banliyöde yaşamayı tercih eden, işe trenle gidip dönen, evli, çocuklu ve mutlu beyaz yakalılar... Cheever okuyanlar oldukça eleştirel bir dili olduğunu bilirler. Bullet Park’ta da, mahalleyi, mahallede yaşayan insanları kabile olarak adlandırmakla başlar ironisine. Kocası intihar eden bir kadının evini satarken söyledikleri gözümüzün önündeki resmi netleştirir: “Kabilelere gelince, düzenli bir kabile gib…

Médan Geceleri

Prusya Savaşı ve Natüralizmin Manifestosu Lise edebiyat derslerinde hepimizin öğrendiği akımlardan biridir natüralizm, açıklama olarak genelde realizm’in ileri aşamasıdır denir ki bu açıklamadan öğrenciler pek bir şey anlamaz, öğretmenlerin de verecek örnekleri olmaz. Oysa bunca yıldır nedendir bilmem Türkçeye çevrilmemiş Médan Geceleri, bu akımın manifestosu olmasının yanı sıra öykülerle müthiş bir natüralizm resmigeçidi yapıyor. Öğretmenler için de öğrenciler için de çok yararlı olabilecek bir kitap. Émile Zola’nın Paris yakınlarında Médan’daki evinde buluşulan akşamların sonucunda ortaya çıkan bir fikir bu kitabın doğmasını sağlamış, o nedenle kitap Médan Geceleri diye adlandırılmış. Bu arada yazarın evinin hikâyesi de kitabın başında yer alıyor. Daha sonra bu öyküleri niye yazdıklarını açıklayan Hennique’in önsözü var. Kitaptaki ilk öykünün Émile Zola’nın olacağı hep belliymiş, gerisi için yazarlar kura çekmişler. Kitapta altı öykü var, ilk ikisi bizim de aşina olduğumuz isimler, Zo…

Hiç Kimse Buraya Senin Kadar Ait Değil

Çok sıradan, bir o kadar da acayip... Miranda July, insanın sinir olacağı kadar yetenekli biri. Sinema, oyunculuk, çağdaş sanat, müzik, edebiyat... diye sırasıyla ilerliyor eser verdiği ve başarılı olduğu sanat dalları. Everest Yayınları July’nin daha önce Birinci Kötü Adam adlı romanını yayımlamıştı. Geçtiğimiz ay ise ilk kitabı olan Hiç Kimse Buraya Senin Kadar Ait Değil adlı öykülerini yayımladı. Kitap on altı öyküden oluşuyor ve tüm öyküler modern, şehirli insanın kaygılarıyla örülmüş. Bu karakterlere çağdaş Amerikan sanatından (özellikle edebiyat, sinema ve buna ek olarak dizi sektörü) aşinayız aslında, örnek vermek gerekirse Lydia Davis öykülerini, Dave Eggers, Joshua Ferris romanlarını ya da Lena Dunham’ın Girls dizisini bilenler, sürekli yanlış şeyler yapan, kaybeden, kentli, kendisiyle çok ilgili karakterleri hatırlayacaklardır, işte Miranda July bu karakterlere yenilerini çok başarılı bir biçimde ekliyor, ince dokunuşları ve farklı duyguları kendini her öyküde hissettiriyor. T…

Meteliksiz Âşıklar

60'lı yıllarda İstanbul'da genç bir Ermeni olmak... Zaven Biberyan’ın ikinci romanı Meteliksiz Âşıklar Türkçeye ilk kez çevrilerek Aras Yayıncılık tarafından yayımlandı. İlk romanı Yalnızlar ve son romanı Babam Aşkale’ye Gitmedi arasındaki bu roman da yazarın bütün gözlem ve anlatım ustalığını sergiliyor. Hatta Marc Nichanian’ın sunuşundan öğrendiğimiz kadarıyla senaryo hâline getirdiği ve sansür kurulunun müdahalesiyle filme çekilemeyen Yalnızlar’daki sinematografik unsurlar Meteliksiz Âşıklar’da da fazlasıyla var. Yine sunuş yazısında Nichanian, Biberyan’ın çilekeşliğinden dem vuruyor ki bunun sebeplerini ise şöyle açıklıyor: “İstanbul’daki Ermeni cemaatince sevilmiyordu elbette. Edebiyatı anlaşılmıyordu, siyasi duruşu da o dönemde (ve bugün bile) İstanbul, Beyrut ve başka yerlerdeki Ermeniler arasında hâkim olan muhafazakâr çevrelerin gözüne sevimli görünmesini hiç mi hiç sağlamıyordu.” Oysa pek çok yazar gibi ölümünden sonra keşfedilen Zaven Biberyan, Ermeni edebiyatının en …