Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Değişim

Kültür Devrimi'nden Bugünlere “Değişim”
Mo Yan 2012'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldığında birçoğumuzun yazar hakkında hiçbir şey bilmediği açığa çıkmıştı. Bütün eserleri İngilizceye çevrilen bu yazarı İsveç Akademisi biliyordu da biz ne onu ne de Çin edebiyatını biliyorduk. Neyse ki Can Yayınları çok kısa bir zaman sonra yazarın en ünlü romanı Kızıl Darı Tarlaları'nı yayımladı da Türkiye okuru Mo Yan'la tanıştı. Bunun ardından hemen hemen her yıl bir romanı çevrildi. Kendi adıma konuşmam gerekirse 500 sayfalık Kızıl Darı Tarlaları'nı okumaya bile fırsat bulamamışken arkasından gelen 1000'er sayfalık romanları okumaya hiç girişemedim. Sonra da bir gün okunması gerekenler listesine eklendiğiyle kaldı Mo Yan. Bu ayın başında ince bir Mo Yan kitabı gördüğümde yazarın külliyatına başlayabileceğimi düşündüm. Değişim bir otobiyografik anlatı ve Mo Yan'ı okumaya başlamak için iyi bir seçim. 2005'te İtalya'da tanıştığı Kalküta'lı bir yayıncının yazardan…

Kadınların Hınzır Bilgeliği

Kadınlardan yaşama dair tüyolar Aganta Kitap Yaşasın Orgazm'dan sonra biz kadınlara bir güzellik daha yaptı ve aforizmalardan hoşlananlara yüzlerce ünlü kadından sözler içeren Kadınların Hınzır Bilgeliği'ni yayımladı. Dünyaca ünlü birçok kadından hayat dersi alabileceğimiz cümleleri bir çırpıda okumak, bazen feyz almak bazen lafı gediğine koymak için hep el altında tutmalık bir kılavuz. Erkekler Mars'tan kadınlar Venüs'ten tarzı klişelere hiç inanmazdım, ta ki bir oğlum olana dek. Onu büyüttüğüm bunca senede toplumsal rolleri göz ardı etsek bile gözlemlediğim çok net bir gerçek var: Kadınlar konuşarak iyileşiyor, erkeklerse genelde susarak. Yuval Noah Hariri'nin yazdığı, antropoloji üzerine çok iyi bir kitap olan Hayvanlardan Tanrılara Sapiens'te Homo Sapiens'lerin Neandartel'lere üstün gelip onları yok etmesinin başlıca sebebi “dedikodu” olarak veriliyor. “Dedikodu sıkça kötülenen ama aslında kalabalık gruplar halinde işbirliği yapabilmenin de temelini…

Merhume

Kadınların cehennemine dair... Neredeyse on yıldır beklediği roman çıkınca heyecanlanıyormuş insan. Murat Uyurkulak'ın 2010 yılından beri bazı röportajlarında yazdığından bahsettiği Merhume'nin yayımlanacağını önce transfer olduğu April Yayınevi'nin tvit'inden öğrendim. Bunca yıl beklenir de hemen alınıp okunmaz mı, tabii ki okunur. E kitaplarla azıcık haşır neşir olan insan mahalle komşusu yazarın son romanı hakkında yazmak isemez mi, tabii ki ister. Nilgün Marmara şiiriyle başlayıp Didem Madak şiiriyle biten, ana karakteri bir kadın olan, kadınlara yapılan eziyetler, işkencelerle ilerleyen, “kızkardeşlik” hissiyle son bulan bir roman Merhume. Romanda iyi erkek karakter neredeyse yok, olanlar da ya eşcinsel ya trans diyebiliriz aslında. Uyurkulak her zaman ezileni, görünmeyeni anlatmayı tercih etmiştir ama ilk kez bu romanda lgbti bireyler bu kadar öne çıkıyor. Hatta Türk edebiyatında Mehmet Murat Somer'den sonra ilk kez yer verildiğini gördüğüm travesti karakterin,…