Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hişt Hişt

Büyülü bir öykü: Hişt Hişt Edebiyatı çok sevmeme rağmen uzak durduğum öğretmenliğe başlamamın üç sebebi vardı. 2001 ekonomik krizi, yakında doğacak çocuğumu öğretmenlik yaparak daha rahat büyütecek olmam ve iki aylık yaz tatilleri. Öğretmenlikte on beşinci yılıma doğru ilerlerken edebiyattan nefret ettirdiğim öğrenci olmuş mudur, bilmiyorum ama “edebiyatı, kitap okumayı sevdirdiniz” diyen on öğrencim olmuşsa, mutlu olmam için yeterli. Bilindiği üzere memleketimizde edebiyat dersleri tarih dersinden farksız, “milli” eğitim, müfredat, plan program derken farklı ders işlemek de özgün olmak da epey zor. Liseye yeni başlayan öğrencilere yıllardır okuttuğum kilit metinler var, hem öğrenciyi hem algısını tanıma adına seçtiğim metinler. Bunlardan biri Sait Faik Abasıyanık’ın unutulmaz “Hişt Hişt” öyküsü. Bu sene yine değişen Türk Dili ve Edebiyatı programıyla on yıl önce bozduğunu düzeltmeyi uygun gören bakanlık okullar açıldıktan iki ay kadar sonra ders kitabımızı gönderdi. Ben çocuklara Hişt H…

Koca Karınlı Kent

Can acıtan bir büyüme hikâyesi... Suzan Samancı “Neler yaşandığını bilmiyorduk” dediğimiz 90’lardan artık her şeyi bildiğimiz ama hiçbir şey yapamadığımız 2016’lara dek Kürtlerden, yaşananlardan, coğrafyasından, hikâyelerinden, dilinden bahsetmeyi seçmiş bir yazar. Son romanı Koca Karınlı Kent için doğup büyüdüğü topraklardan kopmak zorunda kalan bir ailenin en büyük kızı Havin’in gözünden anlatılan bir kentin, her şeyi yiyip yutan ama yine de doymayan kentin korkunç masalı da diyebiliriz. Romanı okumaya başladığım andan itibaren Latife Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm’üne benzettim, belki her iki romanda da ötekileştirilmiş, yok sayılmış insanlar büyülü bir biçimde anlatıldığı için. Rüyalar, gerçekle birbirine karışan hayaller, romana hâkim olan kadınların canlı bir dille andıkları geçmiş, okuyanı karamsarlığa sürükleyecek içeriğe bir nebze olsun neşe getiriyor. Eğer babaannenin Türkçe-Kürtçe küfürleri, anneyle didişmeleri, Havin’in genç kız olurken keşfettiği feminizm sayesinde cümle esn…

Bu, Şimdiki Zaman Kipinde Yazılmalıydı

Yalın ve hüzünlü bir büyüme hikâyesi Dünya çapında coğrafyanın edebiyata etkisi gibi bir araştırma yapıldı mı bilmiyorum, yapılmadıysa da keşke yapılsa diye düşünüyorum çünkü bildiğim şu ki ben her Kuzey Avrupa edebiyatından bir kitap okuduğumda o dile, o biçeme, o sadeliğe hayran oluyorum. Hayran olduğum şey sadece edebiyatı değil tabii, bu araştırmayı kültür-sanat olarak genişletmek de mümkün. Bugün İskandinav stili denen ve yine sadeliğiyle bilinen bir dekorasyon tarzı, girift cinayetlerden çok toplumu ve psikolojiyi mutlaka suça dahil eden bir polisiye tarzı ve son yıllarda sıkça konuşulduğu üzere yine insana odaklanan bir televizyon dizisi tarzı var. Bizim kültürümüzde alışkın olduğumuz abartı, alegoriler, mecazlar, benzetmelerle dolu edebiyattan, televizyon dizilerinden, altın varaklı dekorasyondan fersah fersah uzak... Danimarka tam olarak İskandinav ülkesi sayılmasa da edebiyatı oraya bir hayli yakın. Tanıdığımız en ünlü Danimarkalı Andersen'den, Karen Blixen'e, unutulmaz…