Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Çocukluk, o gizli bahçe

Çocukluk, o gizli bahçe... Çocukken en sevdiğim şey, eğer vakti varsa annemin yoksa ablamın kucağına ilişip kendimle ilgili sorular sormaktı. Bebekliğimden başlayıp anımsayamadığım üç dört yaşıma uzanan dönemle ilgili ne varsa bilmek istiyor, sorduğum sorularla herkesi bıktırıyordum. Şimdi bile hayal meyal hatırladığım bazı sahneler var sorduğum sorulara dair... Evden kimseyi bulamadıysam benle ilgilenen akrabalardan birine sırnaşıyor -çünkü itiraf etmeliyim ki oldukça sırnaşık bir çocuktum- “sonra ne yapmıştım, sonra ne demiştim” diye bitmez tükenmez sorularıma başlıyordum. Ailenin son ferdi olduğum, üstüne üstlük babaannemin sarışınlık genlerini bir şekilde kaptığım için el üstünde tutulan, sevilen, şımartılan bir çocuk oldum. Ablamlar bazı yaptıklarımı çok hoş sözlerle anmasalar da kimseyi üzmeden büyüdüm de diyebilirim. Çocukluğuma ait anımsadığım net şeylerden biri benle kim oyun oynuyorsa o dönem en çok onu sevdiğim. Bu sevilen kişi sık sık değişiyordu çünkü büyükler çocuklarla oy…

Ah Mercimeğim

Eskiyi özleten öyküler... Ne olursa olsun bir yerinden tutulduğumuz bir nostalji duygusuna sahibiz. Eski Türk filmlerinin aşırı romantizmine sinir olurken bir yandan izleyip bir yandan ağlayabiliriz. Ah nerede o eski ekmekler’den ah nerede o eski mahalleler’e kadar bazen geçerli bazen geçersiz nedenlere bağlı olan bir özleyiş hâkim tüm yaşantımıza. İnsanın büyürken gördükleri, işittikleri, kokladıkları, izledikleri ve okudukları unutulmaz bağlar yaratıyor. Hatta bir kitabı bir kokuyla, bir filmi bir renkle eşleştiriyoruz bazen beynimizde, artık o an bize ne anımsatmışsa... Edebiyatta bu özlemi sinemaya göre daha az hissediyorum. Artık romanın geldiği yer, yazarın oynadığı oyunlar, modernden postmoderne giden yol, farklı teknikler benim edebiyat zevkimi tatmin etmeye yetiyor. Ama işte bazen bir kitap okuyorsunuz, sanki kitabın sayfalarıyla beraber başka bir zamana yolculuk ediyorsunuz. Mustafa Çiftci'nin öykü kitabı Ah Mercimeğim de bende böyle bir etki yarattı. Çiftci İç Anadolu'…

Eileen

Bir evden kaçış hikâyesi... Amerikan edebiyatının kendine has bir yanı var. O karmaşa, o sorunlu aileler, o arızalı toplum nasılsa edebiyatı şahlandıran bir itici güç oluşturuyor. Oysa bizde de aynı ya da farklı bir sürü sorun var -daha azı mı çoğu mu tartışılır- fakat çocuklukta, gençlikte, çoğu zaman ömür boyu süren bu arızalar Türk edebiyatına böyle çarpıcı bir biçimde yansımıyor, genellikle kendine acıyan, duygularla yoğrulan, fazla kişisel, arabesk bir edebiyata dönüşüyor. Ottessa Moshfegh'in yazdığı, 2016 yılının Hemingway İlk Roman Ödülü’nü kazanan, ayrıca 2016 Man Booker Kısa Listesine kalmayı başaran Eileen aslında Amerikan edebiyatının başarısına dair ipuçları veriyor bize. Eileen, Ottessa Moshfegh’in ilk romanı fakat ondan önce birçok yerde yayımlanan ve başarısı konuşulan öyküleri var. Babası İran, annesi Hırvat kökenli, yani aslında pek çok örneğine rastladığımız gibi etnik kökenini hissettiren, biraz yerel tatlar içeren bir roman yazsa satması daha garanti olur diye ta…

Bir zamanlar TRT ve dizileri

Bir zamanlar TRT ve dizileri... Ortaokulda apolitik arkadaşlarıma, sağcı-solcu ne demek bilmeyen ve umru da olmayan insanlara sinir oluyor, içime kapanıyor, 12 Eylül’ü konu alan romanlar, öyküler okumaya devam ediyordum. O abiler, ablalar ne güzel yıllarda yaşamışlardı, oysa biz Özal çocuklarıydık, küreselleşme ve kapitalizm gençliğimizin tam ortasına denk gelmişti. Ah her şey ne kötüye gidiyordu... 1990'lı yıllarda büyüyen bir çocuğun hezeyanlarıydı bunlar, oysa şimdi... Derslerde Servet-i Fünun dönemine gelince Aşk-ı Memnu'yu izletiyorum yıllardır, tabii ki 1975 yılında Halit Refiğ tarafından yönetilen versiyonu. Geçtiğimiz yıllarda iki üç yıl sürmüş, olabildiğince sündürülmüş diziyi altı bölümde izleyince bir şaşırıyor çocuklar. İlk bölümlerde sıkılsalar da bir süre sonra dizideki teatralliğe, klasik müzik kullanımına ve Halit Ziya'nın farklı cümlelerine alışıyorlar. Sonra sorular sormaya başlıyorlar, başka hangi diziler vardı böyle, hep böyle kısa mı sürüyordu, o zaman r…

Hadi, Yarın Görüşürüz

Yazarların yazarı ilk kez Türkçede... Yazılarımı takip edenler Jaguar Yayınları’nı çok beğendiğimi bilirler. Bu yayınevinden kötü bir şey okuma ihtimaliniz pek yoktur. O nedenle yeni kitaplarını alır ama hemen ama sonra illa okurum. Yeni çıkan ve farklı kapak tasarımıyla dikkatimi çeken Hadi, Yarın Görüşürüz’ü alır almaz okumaya başladım. İlk kez okuduğum William Maxwell, Amerikan edebiyatının pek çok ünlü ismine editörlük yapmış, aynı zamanda birçok ödülün de sahibi usta bir yazar. 1980’de yayımlanan, iki yıl sonra National Book Award’ı kazanan Hadi, Yarın Görüşürüz, 1920’li yılların başında işlenen bir cinayeti ve bu cinayete giden yolu anlatıyor. Bu doğrusal olmayan anlatım, yani en başta yaşanan trajediyi bilip sonra olayın öncesini okumamız aslında aynı yıllarda yayımlanan Gabriel Garcia Marquez’in Kırmızı Pazartesi’sini getiriyor akla, ama olayların dizilişi dışında hiçbir ortak noktaları yok. Hadi, Yarın Görüşürüz’de anlatıcı önce çocukluğunun geçtiği yerde, Illinois’de yaşanan bi…

Çocuk klasikleri

Çocuk kitabı ciddi bir iştir Edebiyat yayıncılığı zor bir iş, hem maddi hem manevi anlamda. Çocuk edebiyatı yayıncılığı çok daha zor, ciddiyet, profesyonellik ve iş ahlâkı isteyen bir iş. Bunlardan herhangi birinin eksikliğinin vereceği zarar ise büyük. Çocukların zorla değil isteyerek, severek kitap okumasının hayalini kuran anne-babalar, öğretmenler olarak onlara "doğru" kitabı almamız çok önemli. Doğruyu bulmak ise her zaman kolay olmuyor. Yayıncılık seçkin bir sektör, okumuş etmiş insanın, yazarların çizerlerin işi diye düşünmemek lazım. Sonuç olarak ticaret her zaman ticarettir ve iş ahlâkı konusunda çok da iyi bir yerde olmadığımız gayet açık. Evet, canlı bir sektör, genç nüfusun da katkısıyla özellikle son on yılda hızla büyüyen bir sektör. Bu büyümeye karşın denetlenmeyen ve suistimale açık bir sektör. Bu yazıda günümüz çocuk edebiyatından çok özellikle okulda önerilen çocuk klasiklerinden, her çocuğun mutlaka okuması lazım diye düşündüğümüz, unutamadığımız kült kitapl…

Carson McCullers ve Aşka Dair

Sevmek mi sevilmek mi? Facebook’u terk edeli beri eski öğrencilerimle instagram’dan takipleşiyoruz. Çoğu üniversitede, bazıları bitirdi, bazıları çalışıyor, bazıları dünyayı geziyor. Bayağı duygulanarak bakıyorum fotoğraflara, o günleri özlüyorum, ne de olsa öğretmenlik daha "mutlu" bir meslekti o dönemler. Bir yandan zamanın nasıl bu kadar çabuk geçtiğini anlamaya çalışıyor, bir yandan iyi ki bugünlerini gördüm diyorum. Önümüz Sevgililer Günü, hiç kutlamamış olsam da, kapitalizmle ilişkisinden hiç hazzetmesem de sık sık aşk ve sevgi üzerine düşünüyorum bu aralar. Neden? Çünkü bahsettiğim eski öğrencilerimin hemen hemen hepsi âşık. Nasıl oldu bilmiyorum, nasıl denk düştü onu da bilmiyorum ama bir anda sarmaş dolaş fotoğraflar, şiirler, mutlulukla parlayan yüzlerle doldu telefon ekranım. Şimdilerde öğrencilerimin sevgililerinin fotoğraflarını büyütüp kendi kendime "İyi birine benziyor." diyorum, "üzülmesinler" istiyorum. Şu an fotoğrafların üzerine birer ka…

Kabuk

Aile denen yalan... Zeynep Kaçar tiyatroseverlerin yakından tanıyacağı bir isim. Birçok oyun yazmış, ödüller almış bir tiyatrocu. İlk romanı Kabuk’ta bir aileyi, bu ailenin kadınlarını toplumcu ve feminist bir bakış açısıyla lime lime ederek anlatıyor. Yazarın dramaturji bilgisi romanın ustalıklı kurgusunda, detaylarda kendisini belli ediyor. Olay örgüsünde tek bir ilmek bile ucu açık bırakılmıyor, okurun zihninde soru işaret uyandırabilecek her şeyi yazarın önceden düşündüğünü ve yeri geldiğinde yanıtını verdiğini görüyoruz. Roman üç farklı anlatıcıya sahip, anneanne Sabiha, kızı Sezin, torunu Füsun. Üç anlatıcı doğrusal bir zaman çizgisine bağlı kalmadan, bazen bilinç akışı biçiminde , bol duygusal patlamalarla anlatıyorlar hikâyelerini. Yavaş yavaş yıllara yayılmış olay örgüsü, karakterler gözümüzün önünde canlanmaya başlıyor ve kurgu hızlanıyor. Bol kız kardeşli, bol kadınlı, az erkekli bir roman bu. Kırım göçmeni bir ailenin iki kızı Saliha ve Sabiha, Saliha’nın kızları, Sabiha’nın…