Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Çocukluk, o gizli bahçe

Çocukluk, o gizli bahçe... Çocukken en sevdiğim şey, eğer vakti varsa annemin yoksa ablamın kucağına ilişip kendimle ilgili sorular sormaktı. Bebekliğimden başlayıp anımsayamadığım üç dört yaşıma uzanan dönemle ilgili ne varsa bilmek istiyor, sorduğum sorularla herkesi bıktırıyordum. Şimdi bile hayal meyal hatırladığım bazı sahneler var sorduğum sorulara dair... Evden kimseyi bulamadıysam benle ilgilenen akrabalardan birine sırnaşıyor -çünkü itiraf etmeliyim ki oldukça sırnaşık bir çocuktum- “sonra ne yapmıştım, sonra ne demiştim” diye bitmez tükenmez sorularıma başlıyordum. Ailenin son ferdi olduğum, üstüne üstlük babaannemin sarışınlık genlerini bir şekilde kaptığım için el üstünde tutulan, sevilen, şımartılan bir çocuk oldum. Ablamlar bazı yaptıklarımı çok hoş sözlerle anmasalar da kimseyi üzmeden büyüdüm de diyebilirim. Çocukluğuma ait anımsadığım net şeylerden biri benle kim oyun oynuyorsa o dönem en çok onu sevdiğim. Bu sevilen kişi sık sık değişiyordu çünkü büyükler çocuklarla oy…

Ah Mercimeğim

Eskiyi özleten öyküler... Ne olursa olsun bir yerinden tutulduğumuz bir nostalji duygusuna sahibiz. Eski Türk filmlerinin aşırı romantizmine sinir olurken bir yandan izleyip bir yandan ağlayabiliriz. Ah nerede o eski ekmekler’den ah nerede o eski mahalleler’e kadar bazen geçerli bazen geçersiz nedenlere bağlı olan bir özleyiş hâkim tüm yaşantımıza. İnsanın büyürken gördükleri, işittikleri, kokladıkları, izledikleri ve okudukları unutulmaz bağlar yaratıyor. Hatta bir kitabı bir kokuyla, bir filmi bir renkle eşleştiriyoruz bazen beynimizde, artık o an bize ne anımsatmışsa... Edebiyatta bu özlemi sinemaya göre daha az hissediyorum. Artık romanın geldiği yer, yazarın oynadığı oyunlar, modernden postmoderne giden yol, farklı teknikler benim edebiyat zevkimi tatmin etmeye yetiyor. Ama işte bazen bir kitap okuyorsunuz, sanki kitabın sayfalarıyla beraber başka bir zamana yolculuk ediyorsunuz. Mustafa Çiftci'nin öykü kitabı Ah Mercimeğim de bende böyle bir etki yarattı. Çiftci İç Anadolu'…

Eileen

Bir evden kaçış hikâyesi... Amerikan edebiyatının kendine has bir yanı var. O karmaşa, o sorunlu aileler, o arızalı toplum nasılsa edebiyatı şahlandıran bir itici güç oluşturuyor. Oysa bizde de aynı ya da farklı bir sürü sorun var -daha azı mı çoğu mu tartışılır- fakat çocuklukta, gençlikte, çoğu zaman ömür boyu süren bu arızalar Türk edebiyatına böyle çarpıcı bir biçimde yansımıyor, genellikle kendine acıyan, duygularla yoğrulan, fazla kişisel, arabesk bir edebiyata dönüşüyor. Ottessa Moshfegh'in yazdığı, 2016 yılının Hemingway İlk Roman Ödülü’nü kazanan, ayrıca 2016 Man Booker Kısa Listesine kalmayı başaran Eileen aslında Amerikan edebiyatının başarısına dair ipuçları veriyor bize. Eileen, Ottessa Moshfegh’in ilk romanı fakat ondan önce birçok yerde yayımlanan ve başarısı konuşulan öyküleri var. Babası İran, annesi Hırvat kökenli, yani aslında pek çok örneğine rastladığımız gibi etnik kökenini hissettiren, biraz yerel tatlar içeren bir roman yazsa satması daha garanti olur diye ta…